Milano Moda Haftası Diesel İlkbahar/Yaz 2027: Glenn Martens’ten Son Bir Gece

58 dakika önce 6


Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight


Glenn Martens’in Diesel’deki son defilesinin sakin bir veda olmasını beklemiyorduk. Altı yıllık dönemini kapatan tasarımcı, İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonunda Diesel’in son yıllarda onunla birlikte dönüşen dünyasını tekrar canlandırdı: denim, hibrit parçalar, parçalanmış yüzeyler, beden ve biraz da kaos.

Kıyafetler her zamanki gibi cool ve biraz sert. Ancak bu kez Diesel dünyasına daha renkli ve romantik bir taraf da ekleniyor. Denim ve derinin arasından çıkan çiçek ve yaprak biçimli kesikler koleksiyonun endüstriyel hissini yumuşatıyor. Bazı yüzeyler ilk bakışta denim, deri ya da başka bir kumaş mı olduğunu anlamayı zorlaştırıyor, bazı parçalar ise bir giysinin başka bir giysiye dönüşmüş hali gibi görünüyor. Martens’in Diesel’de sıkça kullandığı hibritleştirme fikri, final koleksiyonunda da devam ediyor.

Sonra her şey biraz daha sertleşiyor. Silüetler küçülüyor, kıyafetler parçalanıyor, kumaşlar bedenden çözülüyormuş gibi görünüyor. Makyajlar yüzlerde dağılıyor. Bazı görünümler, modellerin defileye hazırlanırken değil, sanki uzun bir geceden yeni çıkmış gibi görünmesini sağlıyor. Geçtiğimiz sezonun “walk of shame” fikrinden sonra Martens bu kez o gecenin kendisine dönüyor.

Bu atmosfer defilenin kendisinde de karşılığını buluyor. Donna Summer’ın “Love to Love You Baby” şarkısının daha ağır bir yorumuna dönüşen müzik yükselirken seyirciler arasındaki performansçılar dans ediyor, beklenmedik hareketler sergiliyor ve giderek daha kontrolsüz bir hale geliyor. Podyum ile seyirci arasındaki sınırın ortadan kalktığı bu an, Martens’in Diesel’de kurduğu dünyanın kıyafetlerden çok daha fazlası olduğunu hatırlatıyor.

Martens’in Diesel döneminin önemli taraflarından biri de tam olarak buydu. Denim ve tişört gibi markanın en temel parçalarını alıp onları daha eğlenceli, daha seksi ve daha deneysel bir dünyaya taşıdı. İlk Diesel koleksiyonunu açan Ella Snyder’ın bu kez final görünümüyle Martens’in son koleksiyonunu kapatması da bu döneme küçük bir parantez ekliyor.

Sonunda Martens, Diesel’den geriye tek bir estetik bırakmıyor. Daha çok bir tavır bırakıyor: biraz yıkmak, biraz yeniden birleştirmek, fazla düşünmeden eğlenmek ve kıyafetlerin mükemmel görünmek zorunda olmadığını hatırlamak. Şimdi bu enerjinin tamamı farklı bir versiyonuyla Maison Margiela’ya gidiyor. Diesel’de ise Martens’in son sözü yine her zamanki gibi biraz gürültülü çıkıyor.

Haberin tamamını kaynağından oku..