
HABER MERKEZİ- Adalet Bakanı Akın Gürlek, Birleşmiş Milletler zirvesi için gittiği New York'ta CNN TÜRK ABD Temsilcisi Yunus Paksoy'un sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birlemiş Milletler kürsüsünden dünyaya verdiği tarihi mesajları değerlendirdi. "Mazlumların yanında olduğunu haykırdı." dedi. Bakan Gürlek, fon soruşturmasına dair de önemli açıklamalar yaptı. Mağdurların haklarını koruyacaklarını söyledi.
Yunus Paksoy: 81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Haftası için New York'tayız. Sayın Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na hitapları oldu ve biz de şu an burada beraberinde heyette gelen Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek'le birlikte Türkevi'ndeyiz. Hem Cumhurbaşkanımızın buradaki hitaplarını, buradaki girişimlerini hem de Türkiye'yi ilgilendiren birçok konuyu Sayın Bakanımızla değerlendireceğiz.
"MAZLUMLARIN YANINDA OLDUĞUNU HAYKIRDI"
Adalet Bakanı Akın Gürlek: Türkevi'nde sizi ağırladığımız için memnuniyet duyuyoruz. Burası biliyorsunuz bizim aynı zamanda da adli müşavirlik odamız. Cumhurbaşkanımız da Birleşmiş Milletler'de çok güzel bir konuşma yaptı. Özellikle Sezai Karakoç'un anlamlı şiiriyle bitirdi. Mazlumların yalnız olmadığını, sessiz olmadığını vurguladı. Gerçekten çok duygusaldı. Siz de izlemişsinizdir, takip etmişsinizdir. Bütün heyet alkışladı. Gerçekten Cumhurbaşkanımız her ortamda haykırdığı gibi mazlumların yanında olduğunu bir kez daha haykırdı.
Yunus Paksoy: Siz bu sene Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftasında buradasınız. Bu "Daha adil bir dünya mümkün" sloganıyla değerlendirdiğimizde nasıl görüyorsunuz Cumhurbaşkanımızın buradaki girişimlerini?
"BM'DEKİ ADALETSİZLİĞİ ANLATTI, DÜNYA 5'TEN BÜYÜK DEDİ"
Adalet Bakanı Akın Gürlek: Dünyada tabii şu an adalet güçlü olandan yanaymış gibi gözüküyor ama adalet bir uluslararası terim. Burada hukuk işlemesi lazım. Maalesef biliyorsunuz bazı güç kimdeyse şu an adalet ondaymış gibi gözüküyor. Aslında Cumhurbaşkanımız konuşmasında buna vurgu yaptı. Buradaki insanların mazlumların hakkının da olduğunu, hukukunun da olduğunu, bunların korunması gerektiğini söyledi. Birleşmiş Milletler'in kendi iç yapısındaki aslında adaletsizliği de anlatıyor. "Dünya beşten büyüktür" diyor. Burada da aslında büyük bir yapı var ama beş kişinin karar verici olduğunu söyledi. Bence önemli mesajlardı.
Yunus Paksoy: Yargıda hedef süreler... Siz geçtiğimiz gün New York'ta bunun altını da çizdiniz. Siz diyorsunuz ki hakimlere "En kısa sürede bunları bitirmeniz lazım". Göreve geldiğinizden bu yana da Türkiye'de en çok üstünde durduğunuz meselelerden biri o süreleri azaltmak. Yargının hızlandırılması için yaptığınız çalışmalar var, fikirleriniz var bunu biliyoruz.. Bize biraz bunu açabilir misiniz? Nasıl indirilecek bu süreler?
"HAKİMLERE DAVALARDA HEDEF SÜRE KOYDUK"
Adalet Bakanı Akın Gürlek: Ben uygulamadan geldim. Yani hakimlik, savcılık ve başsavcılık yaptım. Uygulamadan geldiğim için sorunları daha iyi biliyorum. Yargılamaların sürelerinin uzamasından dolayı vatandaşlarımızın bir memnuniyetsizliği var. Biz gelir gelmez bu alana yöneldik. Biliyorsunuz geçen hafta hakim-savcıların atanma yönetmeliğini komple değiştirdik. Yani artık hakim ve savcıların atanmaları tamamen yargının etkinliği ve verimliliğine göre yapılacak. Yargının etkinliği ve verimliliği ne demek? Hakimlere hedef süre koyduk. Yani dava açılırken bir davanın ne kadar sürede bitirileceği belli. İşte kira tespit davası, alacak davası, işe iade davası... Vatandaşımız, avukatlar bu davayı açtıkları zaman ne kadar sürede karara bağlanacağını biliyorlar. Tabii burada hakim de bu hedef süreye riayet etmek zorunda.
"HEDEF SÜREYE UYULMASINDA HASSASIZ"
Şimdi hızlı karar vermek, adaletli karar vermek anlamına gelmiyor. Yani hakim tamam hızlıca karar verdi ama bu bitmiyor. Bu kararın biliyorsunuz istinaf süreci var, Yargıtay süreci var. Hakimin hem hızlı karar vermesi lazım, hedef süre içerisinde karar vermesi lazım hem de isabetle karar vermesi lazım. Yani vermiş olduğu kararların üst mahkemelerde onanması lazım. Burada buna göre bir puan sistemi getirdik. Hakimimiz hedef süreyi tutturdu mu? Hakimimizin verdiği karar isabetli mi? Yani Yargıtay'dan onandı mı? Buna göre hakimimize bir puan sistemi verilecek. Hakimimizin ataması bu puana göre yapılacak. Yani doğu-batı ayrımı kalktı. Hakimimiz ya da savcımız unvanlı görev istediği zaman, başsavcılık, ağır ceza mahkemesi başkanlığı istediği zaman puana göre yapılacak. Biz tamamen bu sisteme geçtik. Özellikle hedef süreye riayet konusunda çok hassasız. Artık hedef süreye riayet etmeyen meslektaşlarımıza disiplin sürecini başlatıyoruz.
İnsanız. Hepimizin mazereti olabilir. Hakimin şahsından kaynaklanmayan işler olabilir. Bu konuda biliyorsunuz, Adalet 135 hattını faaliyete geçirdik. İnşallah ekim ayında tüm Türkiye'de faaliyete geçecek. Buradan da vatandaşlarımız geciken dosyalarla ilgili başvuruda bulunabilirler. Adalet 135 büroları kuracağız. Kurduk zaten. Şu an adliyelerde irtibat büroları var. Vatandaşlarımız başvurduğu zaman sistem kendi kendine işlemeye başlayacak. Nasıl işleyecek? Bu dosyayla ilgili bilgileri yapay zekâyı da elbette kullanarak erişecek. Yani bu dosya, eğer hedef süre içerisinde bitirilmemişse hemen komisyon başkanımız ilgili mahkeme hâkimiyle görüşerek, "Bu dosya hedef sürede bitirilmemiş. Neden bitirilmedi?" diye rapor edecek. Yani burada personel eksikliği olabilir, kâtip eksikliği olabilir ya da o mahkemeye fazla dosya gitmiş olabilir. Bunlar insani sebeplerdir. Ama bunların dışında hâkimin şahsından kaynaklanan, daha doğrusu hâkimin tembelliğinden kaynaklanan bir sebep varsa da artık hâkimle ilgili gerekli olan süreç başlayacak. Hem disiplin süreci başlayacak hem de hâkimlerimiz terfi ve atamada artık olumsuz bir not aldığı için istediği yere atanamayacak ya da istediği göreve atanamayacak. Bunlar bizim için önemli. Biz hedef süreye yeni dönemde riayet ediyoruz. En baştan itibaren atama sistemini bu şekilde dizayn ettik, değiştirdik. Artık yargının etkinliğine ve verimliliğine göre hâkimlerimiz atama, terfi ya da unvanlı göreve atanacak.
"YATIRIMCININ TÜRKİYE'YE GELDİĞİ ZAMAN HUKUKLA İLGİLİ KAFASINDA BİR SORUN KALMAMASI İÇİNNE GEREKİYORSA YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ"
Yunus Paksoy: Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunmamız sebebiyle bu yatırımcı güveni ve hukukun üstünlüğü meselesi. Siz yine New York'a geldiğiniz gibi bu konunun üzerinde durdunuz. Anladığım kadarıyla çok önem verdiğiniz de bir konu. Türkiye'nin dışarıdan görülmesi aynı zamanda yatırımcı durumunu da etkiliyor. Şimdi burada Türkiye'nin uluslararası rekabet gücüne, üretimine, ihracatına etkisi olacak bir meselede hukukun üstünlüğünü ve yatırımcı güvenini esas alan reformlar sanıyorum gündeminizde. Bunları bize bir açıklayabilir misiniz?
Biz elbette yatırımcının ülkemize geldiği zaman hukukla bir sorun yaşamamasını, hukuki anlamda bir güvenlik duymasını, hukuki öngörülebilirliğini çok önem veriyoruz. Yani kazanımlarının, yatırımcının daha önce kazandığı kazanımların hukuk alanında da korunmasını istiyoruz. Bu konuda özellikle iş adamlarımızla da sürekli toplantılar yaptık. Geçen hafta DEİK toplantısı yaptık. Gittiğimiz yerlerde iş adamlarımızla, sivil toplum kuruluşlarıyla, kanaat önderleriyle toplantılar yapıyoruz. Biz kesinlikle yatırımcılarımızın, özellikle ticari davalarda açtıkları davaların süresi içerisinde bitirilmesini istiyoruz. Yani iş adamlarımızın, yatırımcılarımızın, girişimcilerimizin vakitlerini adliye koridorlarında, adliye salonlarında değil, kendi işlerinin başında geçirmelerini istiyoruz. Bu konuda birçok düzenleme yaptık. Biliyorsunuz, 12. Yargı Paketimiz Meclis'te kabul edildi, geçti. Yargının hızlandırılması için düzenlemelerdi. 13. Yargı Paketi inşallah ekim ayında Meclis'e gelecek. Orada da bir kısım düzenlemeler olacak. Bir kısım da yasal düzenleme yapmadan, doğrudan doğruya bizim Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun belirleyeceği kriterlerle yapmış olduğu düzenlemeler var. Mesela ticari davalar konusunda yoğun bir eleştiri vardı, uzuyor. Burada İstanbul genelinde konuşuyorum. Bütün ticaret mahkemelerini tek çatı altında topladık. Özellikle ticaret hâkimlerini alanda uzman, nitelikli hâkimler arasından seçtik. Ticaret başkanlarını, ticaret üyeliği yapmış en az 10 yıllık ticaret üyeliğinden başkanlığa seçtik. Bizim amacımız, yatırımcının rahat bir şekilde Türkiye'ye geldiği zaman aklında hukuk alanında, hukuk adına bir sorun kalmaması. Elbette hukuki güvenliğe önem veriyoruz. Yani ticari davaların uzamasını istemiyoruz. Özellikle yatırımcılarımızın işçi-işveren davaları konusunda bir veryansını var. Bu konuda da üzerimizden ne düşüyorsa yapmaya hazırız. Biz özellikle yatırımcının Türkiye'ye geldiği zaman hukukla ilgili kafasında bir sorun kalmaması gerektiği konusunda ne gerekiyorsa, reformsa reform, kanunsa kanun, bunların hepsini yapmaya çalışıyoruz.
.png)
52 dakika önce
10




